Derince

Özel Bilkent Lisesi Derince Edebiyat Dergisi

“YABANCI” – ALBERT CAMUS

Yabancı romanı Albert Camus tarafından yazılmıştır.  Albert Camus 7 Kasım 1913’de Mondovi, Cezayir’de doğmuştur.  4 Ocak 1960’da Villeblevin, Fransa’da yaşamını kaybetmiştir.  Yazar, 1957’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmıştır.  Yabancı romanı Fransızca’dan dilimize Vedat Günyol tarafından çevrilmiştir.  Romanın birinci basımı 1986 tarihindedir.  Roman 117 sayfadır.

Albert Camus’nün Yabancı adlı romanının konusu ayrıksı bir bireyin toplumdaki yargılanışı ve bu yargılanma sonunda kendisini sorgulayışıdır.  Yabancı romanının kısa özeti ise şöyledir; Mersault adlı başkahramanın annesi vefat eder.  Mersault annesini cenazesine gider ve döndüğünde hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam eder.  Sevgili bulur. Günler geçer ve Mersault komşusu ve sevgilisiyle sahile giderken komşusu Raymond’ın belalılarıyla karşılaşırlar.  Sahilde oluşan gerginlikler sonucunda Mersault belalılardan birini öldürür.  Bu cinayet sonunda Mersault mahkemeye çıkar ve iç hesaplaşmalar başlar.

Yabancı romanının teması; hayata, eylemlere, duygulara, çevreye, beklentilere ve insanın kendisine yabancılaşmasıdır. Yan izlekler ise; ölüm, umursamazlık, kabullenmişlik, yalnızlık, önyargıları sorgulayış.  Romanda, ayrıksı bireyin önyargılı toplumla çatışması da ana çatışmaya örnektir.

Sade ve tek düze anlatım ana karakterle özdeşleşmiştir. Karakter gibi beklentisiz cümleler kurulmuştur. Nesnel bir anlatım söz konusu değildir.  Kahraman bakış açısıyla yazıldığı için öznel bir anlatım vardır.  Her şey Mersault’ın gözünden aktarılmıştır. Mersault’ın düşünceleri de bu şekilde yansıtılmaktadır. “Biraz hasta gibiydim, başımı alıp gideyim istiyordum…”[1] Cümlesi kahraman bakış açısını gösterir.

Hapishane kısmında ise duygusal ve sorgulayıcı kahramanın ruh halini anlatan cümleler vardır.  Yani roman o kısımda olay hikâyesi olmaktan çıkıp durum hikâyesi olmaktadır.  Ayrıca kitapta bir sürü imge de bulunmaktadır. Mersault davranışlarıyla, konuşmasıyla varoluşçuluğun önemli tezi olan absürd/saçma’yı desteklemektedir. Meursault’ı ziyarete gelen papaz ise Meursault’ın içini yargılayan düşüncelerin temsilcisidir.  Ne suçunu, ne yanlışını yargılamaktadır.  Papaz, sadece Mersault’ın doğru yola girmesi gerektiğini destekleyen düşüncedir.

Ana karakter Meursault; gözlemci, kimi zaman umursamaz kimi zaman kabullenmiş, hayatta derinlik aramayan, ayrıksı ve kendini dış hayata kapamış bir karakterdir.  Kendisinden uzaklaşmış bir bireyken, ölüme yaklaştıkça kendine karşı farkındalığı artmıştır.

Absürt kavramının örneğidir.  Varoluşçu felsefeyle, ölümü yaşamın parçası olarak doğal karşılamaktadır. Gözlemci kimliğini “Uzaktan, ihtiyar Salamano’yu gördüm. Telaşlı bir hali vardı.” [2]Cümlesinden anlayabiliriz. Umursamaz, kabullenmiş olduğunu ve ölümü doğal karşıladığını “Anam ölmüş bugün.”[3] Cümlesi gösteriyor. Hayatta derinlik aramadığını, “Bunun bir anlamı yok ama herhalde sevmiyorumdur.”[4] Cümlesi açıklayabilir.

Diğer karakterlerden kısaca bahsetmek gerekirse, Mersault’ın sevgilisi Marie; neşeli, cıvıl cıvıl bir kadın.  Mersault’ın hayatına neşe ve heyecan katıyor. Ayrıca Mersault’ın hareketlerine ve umursamazlığına karşı gayet sabırlı. Mersault’ın komşusu Raymond; çapkın, sinsi ve belalı biri. Mersault’ın hayatının tamamen değişmesine yol açıyor.  Roman’da Salamano da vardır fakat bu karakter Mersault’ın hayatını etkilemiyor.

Romanda herhangi bir zaman kavramı belirtilmemiştir.  Ama sıcak olduğunun vurgulanması yaz aylarında geçtiğini düşündürebilir. Örneğin, Meursault’ın annesinin cenazesine giderken otobüste “Hava çok sıcak.” Demesi zamanı anlamamızı sağlar.  Zaman kavramını Camus’nün katmayışının nedeni, Mersault’ın yaşadığı yabancılaşmayı, zamandan kopmayı kuyucuya yansıtmak istemesi olabilir.

Yabancı romanı’ndaki uzamlar; Meursault ve arkadaşlarının yaşadığı Cezayir, hep beraber gittikleri sahil, hapishane ve duruşma salonudur.  En önemli uzam, mahkemedir.  Çünkü savcı halkı temsil eder ve Meursault’ı cinayetten değil, yabancılaşmasından dolayı yargılar.  Kendi düşünceleri yüzünden yargılanmasını gördüğümüz için mahkeme en önemli uzamdır.  Ayrıca hapishane’yi de önemli bir uzam olarak alabiliriz.  Çünkü hapishanede de Meursault kendini sorgulamaya ve hayatta biraz da olsa derinlik görmeye başlar.

Yazarın verdiği mesajda; dünya boş ve manasız, insan, hayat, toplum saçmadır.  Yazara göre yaşamın tekdüzeliği altında, makineleşmiş bir dünyada makineleşmiş insan, Meursault gibi ölümü bile rahatlıkla kabul eder.  Zaten bu da Albert Camus’nün savunduğu varoluşçuluğun özüdür.  Roman okunurken, yazarın hissettikleri okuyucuya da yansımaktadır.  Mersault’ın yaşama sıkıntısına paralel bir sıkıntı okuyucuda da uyanır.  Bütün kişilerin yaşamları ve eylemleri Camus’nün savunduğu düşünceyle birleşince okuyucuya boş ve anlamsız gelir.

Meursault’ın yaptıkları Camus’nün hayatını anlatmasa da düşündükleri, yaşayış şekli ve savundukları Camus’nün kendisini yansıtmaktadır.  Camus’nün savunduğu akımın savunucusudur Meursault.  Her yazar-karakter ilişkisinde olduğu gibi Albert Camus ve Meursault arasında da keskin ve sıkı bir bağ vardır.   Çünkü düşünceler karakter-yazar ilişkisinin kesişim noktasıdır.

NEHİR TUNA

Reklamlar

Single Post Navigation

4 thoughts on ““YABANCI” – ALBERT CAMUS

  1. Eleştiri çok güzel. Teşekkürler

  2. duygu on said:

    Goethe-Genç Werther’in acılarından sonra bu kitabı okudum.İki kitaptaki baş karakterler o kadar zıt ki!Meursault’un duygusuzluğuna bir kere daha şaştım.

  3. serkan on said:

    en can alıcı yeri bir papazın merseulat karşı din boutuydu merseulat inançsız oldugu için onun ahlkı bir sınırlaması yok’marie benimle evlenir mısın ? istersen evet , beni sevmiyor musun ? hayır. evlenme gereği sadece kendini tatmin etmek istemesi’hatta çok yerde artık marie değil sadece bir kadın olsun yetrli demektedir hapishande de insanların sadece bu yüzden hapse atıldıgı vurgulanmaktadır..’papaz ona inanması için zorlar ama o buna gerek olmadıgını hayatın absürüt(saçma) yaşamağa değmecek kadr boş olduğunu söyler..papaz bn yinede senin için dua edeciğim der…

    benim düşünceme gelecek olursa göründüğü merseulat adam öldürdüğü için yargılanmakta ama hayatı boş verdiğinden nesnel baktığında hapse ki annesini görmek istememesi ve ona ağlamayışı gibi..şeylerden dolayı idam edilmektedir
    İşte buda sırf merseulatın ahıret inancının olmayışından kaynaklandıgı ilk mahkemede savcının hacı çıkarıp ben burda yüzlerce cani ağlattım sen nasıl bir şeysin demesiinden anlyıroz ..

  4. Detaylı, güzel bir inceleme olmuş, aradığım cevapları buldum. Elinize sağlık.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: